ANATOLIA PRESS
Dunya

İran’ın Ürdün saldırısında asıl hedef ABD değil, bölgesel dengeler

İran’ın Ürdün’deki saldırısı, ABD güçlerini hedef almakla birlikte esas amacın Ürdün’ün siyasi yapısını sarsmak olduğu değerlendirmeleri yapılıyor. Bölgedeki dengeler değişebilir.

Yayınlanma: 07 Ağustos 2026 16:32· Güncelleme: 07 Ağustos 2026 16:32· 1 dk okuma
Asıl hedef ABD değilmiş: İran’ın planı çok daha büyük! Dengeler değişebilir, kritik Türkiye detayı
Asıl hedef ABD değilmiş: İran’ın planı çok daha büyük! Dengeler değişebilir, kritik Türkiye detayı

Orta Doğu’da son dönemde yaşanan gelişmeler, İran ile ABD arasındaki gerilimin yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Temmuz ayında Ürdün’deki Muwaffaq Salti Hava Üssü’ne düzenlenen saldırıda ABD askerlerinin hayatını kaybetmesi, ilk bakışta Tahran’ın ABD güçlerini hedef aldığını düşündürse de, ortaya çıkan yeni ayrıntılar bu saldırının çok daha kapsamlı bir stratejinin parçası olduğunu ortaya koydu.

İran Devrim Muhafızları’na bağlı bir Telegram kanalında yayımlanan mesajda, Ürdün halkı ve askerlerine teşekkür edilmesi ve saldırının hassas şekilde gerçekleştirilmesi, olayın sadece ABD varlığına yönelik olmadığını gösteriyor. Ürdün hükümet kaynakları ise bu mesajı, Ürdün monarşisini hedef alan psikolojik bir operasyon olarak değerlendiriyor. İran’ın uzun süredir Kral II. Abdullah ile halk arasındaki bağı zayıflatmaya çalıştığı iddia ediliyor.

Ürdün’de 8 Temmuz’dan itibaren ABD üslerine yaklaşık 60 füze ve insansız hava aracı saldırısı düzenlendi. Bu gelişmelerin ardından, ülkedeki yaklaşık 4 bin ABD askerinin çekilmesini isteyen bir mektup yayımlandı. Mektupta, ABD birliklerinin Ürdün’ü bölgesel çatışmalara sürükleyebileceği ve ulusal çıkarlarla uyumsuz riskler doğurduğu belirtiliyor. Bazı imzacılar İran etkisiyle ilişkilendirilirken, gözlemciler toplumdaki gerçek rahatsızlığı yansıttığını ifade ediyor.

Güvenlik ve terör uzmanı Emekli İstihbarat Albayı Coşkun Başbuğ, İran’ın amacının sadece Ürdün monarşisini zayıflatmak değil, bölgesel çapta bir çatışma çıkarmak olduğunu belirtti. Başbuğ’a göre, Ürdün’ün ABD ve İsrail ile yakın iş birliği içinde olması, İran’ın bu ülkeyi çatışma alanı olarak seçmesinde etkili oldu. Ayrıca, bölgedeki diğer ülkelerle birlikte Türkiye’nin diplomatik girişimlerinin bu süreci şekillendirmede kritik rol oynadığı vurgulandı.

Sonuç olarak, İran’ın Ürdün’deki saldırısı ve sonrasındaki gelişmeler, sadece ABD varlığını hedef almakla kalmayıp, bölgesel dengeleri sarsmayı amaçlayan geniş kapsamlı bir stratejinin parçası olarak değerlendiriliyor. Bu durum, Orta Doğu’daki güç dengelerinin yeniden şekillenebileceğine işaret ediyor.

İlgili Haberler